GRIS, klasik oyun formatından ziyade dinamiksel tasarım ve illüstrasyonları ile çok konuşuldu. Oyun, İspanyol menşeili Nomada Studio tarafından geliştirilmiş, müzikler Berlinist, illüstrasyonlar ise Conrad Roset’e ait.
İspanyolca gri anlamına gelen GRIS aynı zamanda oyunda bize eşlik eden protagonist kızımızın da adı. Oyun zamanla değişen, tek renkli mikro bir dünya sunuyor. Başlangıçta yolculuğa başladığımız gri dünyaya, ilerledikçe farklı seviyelerde farklı renkler dahil olmaya başlıyor. Hikaye boyunca Gris’in yas sürecine tanık olurken kendi içsel yolculuğunda ona eşlik ediyoruz. Renk ve tema değiştikçe o dünya ile nasıl etkileşime girdiğin de değişiyor. Oyun beş farklı seviyeden oluşuyor ve her bir seviye yas sürecinin farklı bir evresini temsil ediyor, bunlar inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul. Kısaca, acı çeken bir karakterin zamanla güçlenerek kendini nasıl yenilediğine tanık oluyoruz.

Yazılımın, görseli içselleştirebilmede etkisi büyük. Örneğin Gris, rüzgara karşı durabilmek için elbisesini taşa dönüştürdüğü zaman taşın ağırlığını ve zeminle arasındaki bağı hissedebiliyorsun. Estetik olarak Ori and the Blind Forest, Journey, Monument Valley gibi indie yapımları andırsa da, oyun görsel olarak daha melankolik bir deneyim yaşatıyor. GRIS, sürükleyici ve dokunaklı yapısı ile oyun sektörünün klişeleşmiş kalıplarını iterek oyun tanımını yeniden yapmış.





















