Kendin Olabilmenin Cesareti ve Hoşgörünün Gücü: Denizkızı Julián

Denizkızı Julian ile her açıdan kendin olmanın önemini hissederken, farklılıklara karşı hoşgörülü olmanın ve empati duymanın her şeye rağmen yaratabileceği mucizelere tekrar tekrar tanık oluyoruz.

“Seni diğerlerinden farksız yapmaya gece gündüz tüm gücüyle çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir.”

— E. E. Cummings

Kendin olabilmenin cesareti, kafamızdaki ötekililik kavramıyla, diğer bir deyişle karşımızdakinin ne kadar hoşgörülü ve görünenden ötesini görebildiği ile doğru orantılı. Bir insanın büyürken öğrenebileceği en büyük ders, kendin olmanın önemi yani özgüven. Çocuklar büyüdükçe akran zorbalığı, popüler eğilimler (trendler) ve zorluklar gibi çeşitli çevresel baskılara maruz kalıyor, ancak özgüvene sahip olmanın, etrafımızdaki farklılıkları takdir ederken kim olduğumuzu öğrenmemize ve olduğumuz kişiyi sevmemize yardımcı olduğunu biliyoruz.

Julian is a Mermaid (Denizkızı Julian), kendin olabilme cesaretini gösterebilme ile sevdiklerimiz tarafından kabul edilmenin önemini anlatan sıcacık bir hikaye. Hikaye ve çizimler Amerikalı sanatçı Jessica Love’a ait. Saman kağıdı üzerine guaj tekniği ile yapılmış illüstrasyonlar, Julian’nın renkli hayal dünyasını başarıyla yansıtırken samimi bir his veriyor. Kitap, 2019 yılında çocuk edebiyatı dünyasının prestijli ödüllerinden, Klaus Flugge ve Stonewall en iyi çocuk edebiyatı ödülü, Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’na ait Opera Prime ödülünün sahibi olurken, birçok listeye de adını kazıdı.

Hikayede, Julian’ın kendisi olma arzusu ile renkli hayal dünyası arasında gidip gelirken kendini keşfetme serüvenine tanık oluyoruz. Büyükannesi ile ne zaman havuza girse, kendisini bir denizkızı olarak hayal ediyor. Bir gün, dışarıda denizkızı kostümü giyen kadınlar görüyor ve o sırada yanındaki büyükannesine kendisinin de bir denizkızı olduğunu fısıldıyor. Sonrasında, evde bulduğu çeşitli parçalarla kendine denizkızı kostümü hazırlıyor. Saksı bitkisinden bir saç, perdeden bir kuyrukla Julian küçük bir Scarlett O’Hara’ya dönüşüyor.

Hikayenin bence en can alıcı noktası, büyükannenin bu dönüşümü önyargısız bir şekilde karşılayıp, inci kolyesini Julian’a takması ve sonrasında birlikte devam etmekte olan bir festivale götürmesi (Denizkızı Yürüyüşü, Coney Island Mermaid Parade: Daha çok New Yorkluların aşina olduğu bir festival). Koşulsuz sevgi ile sevdiklerin tarafından kabul görmenin yarattığı mutluluk ve zaferin çocuğun hayal dünyasındaki etkisi çarpıcı.

Kızlar bebekle, erkekler tüfekle yahut kızlar pembe, erkekler mavi!

Kitap, ilk bakışta LGBT etiketi altına girse de ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ perspektifinden bakıldığında çok yönlü bir eser haline geliyor. Cinsiyetten farklı olarak toplumsal cinsiyet, sonradan öğrenilen ve cinsiyete toplum tarafından biçilen rol, sorumluluk ve davranış beklentilerini kapsayan bir terim olarak kabul ediliyor. BM tarafından insan hakları kapsamına giren toplumsal cinsiyet eşitliği ise, kadın ve erkeğin cinsiyet rolleri bakımından toplumsal yaşamın her alanına eşit katılımı olarak tanımlanıyor. Çalışmalara göre, cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi, cinsiyet rolleri üzerine oturmuş kalıpların sona ermesine bağlı. Örneğin, ev işi ve çocuk bakımının daha çok kadın ile ilişkili görülmesi, cinsiyet ile değil, toplumun belirli bir cinsiyetten beklentisi ile ilgili olması gibi. Bu bağlamda, çocuk eğitimi çok önemli bir basamak. Konu ile ilgili detaylı bilgi için şu kaynağa göz atabilirsiniz. Aynı zamanda KAMER Vakfı’nın Kız Olmak, Oğlan Olmak adlı el kitabı şahane olmuş.

70’lere ait bir LEGO reklamı

Toplumsal cinsiyetler arasındaki sınırlar flulaşırken, erkek çocuklarını mavi renkle, kız çocuklarını ise pembe renkle sınırlandıran kalıpları aşan üretim ve politikalara ihtiyacımız var. Denizkızı Julian ile çocuklar, her açıdan kendi olmanın önemini hissederken, hikayedeki karakterler aracılığı ile farklılıklara karşı hoşgörülü olmayı ve empati duymanın gücünü öğreniyor.

Yeni içeriklerden haberdar olmak ister misin?

E-posta adresini girmen yeterli.

Okumaya devam et